Web sitemin ana sayfasında ziyaretçilerimi karşılayan o çarpıcı ifadeyi hatırlarsınız: “Artık sahnede YAPAY ZEKA var…” Bu sadece bir slogan değil, benim 45 yıllık hayat yolculuğumda edindiğim tecrübelerle şekillenen yeni nesil bir yapay zeka vizyonu beyanıdır. 1980 yılında Sakarya’da, her istediğine kolayca ulaşamayan bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş, çocukluğunu simit satarak ve sanayide şase kaynakçılığı yaparak geçirmiş bir “Usta” olarak, bu yeni teknolojiyi nasıl okuduğumu sizlerle paylaşmak istiyorum.
Sanayideki Robotlardan Dijital Zekaya: Yapay Zeka Vizyonu
Benim için yapay zeka vizyonu kavramı, 2002-2010 yılları arasında Sakarya Toyota fabrikasında çalıştığım dönemde şekillenmeye başladı. O yıllarda otomobil üretim hattında devreye giren devasa robot kollar, birçok işçide “Acaba işimizi elimizden mi alacaklar?” korkusu yaratmıştı. Ancak biz orada bir şeyi fark ettik: Robotlar en ağır işi yapıyordu ama o robotu programlayan, bakımını üstlenen ve en ufak bir sapmada müdahale eden yine o işin “tozunu yutmuş” ustalardı.

Yapay Zeka Vizyonu
Bugün geldiğimiz noktada yapay zeka da tam olarak bu konumdadır. IT dünyasında 15 yılı aşkın süredir American LIFE Dil Okulları’nın sistemlerini yöneten bir uzman olarak diyorum ki; yapay zeka bizim yerimize geçmeye gelmedi, o bizim en gelişmiş “dijital çekicimiz” veya “modern kaynak makinemiz” olmaya geldi.
Sağlık Engellerine Karşı Bir Köprü: Yapay Zeka Vizyonu
Şahsen benim hayat hikâyemde bu teknolojinin çok daha duygusal ve hayati bir yeri var. Geçirdiğim kalp krizi, Tip 2 diyabet ve beş adet ağır bel fıtığı ameliyatı sonrası fiziksel hareketlerim kısıtlandı. Özellikle ileri seviye diyabetik nöropati nedeniyle ellerimde ve ayaklarımda yaşadığım ciddi his kayıpları, klavye başında veya sistem yönetimi sırasında beni oldukça zorlayabiliyor.
İşte tam bu noktada, benim yapay zeka vizyonu anlayışım devreye giriyor. OpenAI, benim için sadece bir yazılım değil, fiziksel eksiklerimi tamamlayan dijital bir yol arkadaşıdır. Elleriyle kod yazmakta zorlanan bir usta için, sesiyle veya birkaç küçük komutla karmaşık yapıları kurabilmek, teknolojinin sunduğu en büyük “vefa” örneğidir. Yapay zeka, nöropatinin getirdiği engelleri aşmamı sağlayan sarsılmaz bir köprüdür.
IT Dünyasında Bir Takım Arkadaşı Olarak AI
Peki, bir IT uzmanı günlük iş akışında yapay zeka vizyonu ile neler başarabilir? 15 yıllık WordPress ve network yönetimi tecrübemle şunu söyleyebilirim: Yapay zeka, binlerce satır kodu saniyeler içinde tarayabilen, güvenlik açıklarını anında tespit edebilen ve veri analizinde hata payını sıfıra indiren bir çıraktır.
Ancak bir sistemin güvenliğini sadece algoritmalara emanet edemezsiniz. Toyota’da öğrendiğim “Kaizen” (sürekli iyileştirme) disiplini burada devreye girer. Yapay zeka veriyi toplar, hızlıca taslağı oluşturur; fakat o veriyi bir markanın kurumsal ruhuna (örneğin American LIFE’ın vizyonuna) uygun hale getirecek olan yine o usta dokunuşudur. AI yorulmaz ama “sezi” yeteneği yoktur. Bu yüzden o, tehdit değil; dünyanın en hızlı ve çalışkan takım arkadaşıdır.

AI teammate
Benim İçin Yapay Zeka: Dijital Bir Takım Arkadaşı
Geçirdiğim sağlık operasyonları ve diyabetik nöropati nedeniyle fiziksel hareketlerimin kısıtlandığı bu dönemde, yapay zeka benim için sadece bir yazılım değil, adeta bir “dijital uzuv” oldu.
- Kod yazarken hata ayıklayan bir asistan,
- Karmaşık sistem analizlerini saniyeler içinde yapan bir iş ortağı,
- Ve tecrübelerimi metne dökmemde bana yardım eden bir kalem arkadaşı.
Fiziksel olarak ellerimde his kaybı yaşasam da, yapay zekayı bir takım arkadaşı olarak yanıma aldığımda zihnimin ve tecrübemin hızı on katına çıkıyor.
Korku mu, Merak mı?
Birçok kişi yapay zekayı işlerini ellerinden alacak bir “tehdit” olarak görüyor. Ancak ben buna farklı bir pencereden bakıyorum. Hatırlayın; sanayide de önce robot kollar geldiğinde “kaynakçılık ölecek” denmişti. Oysa o robotları kontrol eden, onlara hangi açıyla kaynak yapacağını öğreten yine o işin tozunu yutmuş ustalardı. Yapay zeka da bugün bizim için yeni nesil bir “kaynak makinesi” veya “kontrol paneli”dir.
Yapay Zeka Vizyonu ve Bilgi Mirası
Benim bu siteyi kurma amacım, ardımda en az bir kişiye de olsa faydalı bir “bilgi mirası” bırakabilmektir. Yarının teknoloji dünyasında yer alacak gençlere en büyük tavsiyem; yapay zekayı bir rakip olarak değil, zekalarını ve tecrübelerini çarpan bir güç olarak görmeleridir. Bir IT uzmanı için yapay zeka vizyonu, teknolojiyi sadece tüketmek değil, onu insan hayatını kolaylaştıracak şekilde disipline etmektir.

Yapay Zeka Vizyonu ile Dönüşüm
Geleceğe Bakış: Yapay Zeka Vizyonu ile Dönüşüm
Sonuç olarak; sanayi sitelerinin tozundan, Toyota’nın kusursuz üretim bandından ve American LIFE’ın global dijital ağından geçen 23 yıllık bir meslek hayatı bana şunu öğretti: Araçlar değişir ama ustalığın özü değişmez. Artık sahnede yapay zeka var ve biz bu sahnede en iyi performansımızı sergilemek için bu teknolojiyi kucaklamalıyız.
Sahneye çıkan yapay zekadan korkmayın. Onu bir tehdit olarak görenler, yerinde sayanlardır. Onu bir takım arkadaşı olarak görenler ise geleceği bugünden inşa edenlerdir. Benim vizyonum net: Geleneksel ustalığı, yapay zekanın hızıyla birleştirip kalıcı bir bilgi mirası bırakmak.
Eğer siz de dijital dönüşümünüzde yapay zekayı nasıl konumlandıracağınızı merak ediyorsanız, bu yolculukta tecrübe ile teknolojinin birleştiği noktada buluşalım. Geleceği, geçmişin disiplini ve bugünün zekasıyla birlikte inşa edeceğiz.
